Sessizliğin grameri
Bir hastaya kötü bir sonucu söylemeden önce geçen o birkaç saniye vardır. Dosyayı kapatırsınız, kapatmasanız da olur; bir nefes alırsınız, almasanız da. O boşluk teknik değildir, ama klinik kararın bir parçasıdır.
Tıp bize çok şey öğretir: hangi bulgu neyi gösterir, hangi sıralamayla sorulur, hangi eşik aşıldığında ne yapılır. Öğretmediği — ya da kenarından öğrettiği — şey, ne zaman susulacağıdır.
Susmak bir boşluk değil, bir gramerdir. Hastanın anlatısına bıraktığınız sessizlik, çoğu zaman bir sonraki sorudan daha çok şey getirir. İnsan, doldurmak için konuşur; ve doldururken, sormadığınız şeyi söyler.
Sunum yaparken kendime tekrarladığım bir cümle var: sen ne kadar konuşursan konuş, anlattığın, karşındakinin anladığı kadardır. Bu, muayene için de geçerli — belki daha çok. Anladığımız, sorduğumuz kadar değil; bıraktığımız sessizliğin getirdiği kadardır.
Bunu bir teknik olarak değil, bir saygı biçimi olarak düşünüyorum. Karşındakine kendi cümlesini kurması için zaman tanımak.